Haber

Faik Öztrak: “Nisan Başından Sonra Getirilecek Bir Seçim Tarihi Siyaset Mühendisliğinin Devamıdır.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Nisan başına kadar açıklanan her seçim tarihini erken seçim olarak değerlendiriyor ve destekliyoruz. Ancak Nisan başından sonra getirilecek bir seçim tarihinin siyaset mühendisliğinin devamı olduğu açıktır. O tarihten sonra yapılacak erken seçim de erken seçim olmaktan uzak. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı’nın yetkisi var, kendi göbeklerini kesiyorlar, Cumhurbaşkanı Meclis’i feshediyor, sonra seçime gidiyorlar” dedi.

Fikir TV’nin bugün yaptığı yayına CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak katıldı. Öztrak şu açıklamaları yaptı:

“CUMHURBAŞKANI ADAYLARI EN UYGUN ZAMANDA AÇIKLANACAKTIR: Six Tables’ın adaylık süreci yolda. Cumhurbaşkanlığı adayının ne zaman açıklanacağını ve bundan önce nelerin yapılacağını defalarca söyledik. Yol haritası belirlenecek, ardından hükümet programı ortaya çıkacak; ardından da Altı Masa’nın en uygun zamanında başkan adayı açıklanacak.

NORMAL BİR SEÇİME GİTMİYORUZ: Bu ülkedeki rejim sıradan bir rejim değil, şu anda tüm ülkede tek parti devleti rejimi var. Mülki idare partinin elindedir, Cumhurbaşkanının elindedir, parti genel başkanının elindedir; İstihbarat, parti genel başkanının elindedir. Bütün bunlara baktığınızda sıradan bir seçime gitmiyoruz. Olağan bir seçime gitmediğimizi tecrübelerimizden görüyoruz.

SEÇİMDE REJİM DEĞİŞİKLİĞİ YAPILACAK SEÇİM: Bu seçim aslında; İki adayın değil, iki görüşün yarışacağı ve sonunda ülkenin sandıkta güçlendirilmiş parlamenter rejime döneceği, yani sandıkta rejim değişikliğine gidileceği bir seçim. Bu yüzden buradaki tüm adımlar çok dikkatli bir şekilde hesaplanmalıdır. Altı Masa’da oturan liderler de bu adımları bu formda atmaya kararlıdır. O yüzden tekrar ediyorum 13. Cumhurbaşkanı 6’lı masada belirlenecek ve başkanlar stratejik olarak en uygun zamanda cumhurbaşkanı adayını açıklayacaklar.

SEÇİM ÖNCESİ İSTANBUL KİRALARININ KULLANILMASI: Olayı hem partililerimiz hem de milletimiz görüyor. Burada İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanımıza yönelik bir hukuksuzluk var. Ama bu neden yapılır? Pek çok insan bunun hakkında konuşmuyor. Bu süreç çok zor olacaktır. İstanbul’daki kumpasa dönüp baktığınızda, ardından hükümet sözcüleri ve iktidar sözcülerinin yaptığı açıklamalara baktığınızda, olayın bir diğer değerli yönünün de İstanbul’un seçim öncesi rantını kullanmak olduğu ortaya çıkıyor. Çok hızlı karar almak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nı siyasi olarak yasaklamak, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yeni başkanını seçmek ve İstanbul’u ele geçirmek.

İSTANBUL’U GERİ ALMAYA ÇALIŞIYORLAR: Süleyman Soylu’nun ifadelerine baktığınız zaman yargı bitince görevden alınacağım. Görevden alamazsın, alamazsın, yani öyle bir uzmanın yok. Belediye Kanunu, İçişleri Bakanı’na bir belediye başkanını ancak göreviyle ilgili konularda hüküm giymişse görevden alma hakkını açıkça verdi, görevden alma ne demek? Yine Cumhurbaşkanlığı danışmanının açıklamalarına bakın; Savcının acelesine bakın. Bunun arkasında başka bir şey dönüyor. İstanbul seçimleri öncesi şunu hatırlayalım; ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder’ diyen Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’u kaybetmemek için elinden geleni yaptı. Şimdi yeniden İstanbul’u geri almaya çalışıyorlar. Bu gözden kaçırılmamalıdır. İstanbul bizim en büyük şehrimiz, burada iki olay iç içe.

KORKU DAĞLARI Bekliyor: İstanbul’da çok büyük bir kira var. Bu kirayı kullanmaya alışkınlar. Ancak İstanbul’da yapılacak siyasi şovların, İstanbul’un giydirilmesinin, İstanbul’daki mitinglerin Türkiye’de ses getirdiğini düşünüyorum. Bunu seçimden önce kullanmak istiyorlar. Kaybedeceklerini çok iyi anladılar, görüyorlar. Artık ellerinden gelen her şeyi yapmak için harekete geçecek durumdalar, her fırsatta. Dolayısıyla arkasına baktığınızda bizi kaygı dağlarının beklediğini söylemek mümkün.”

KRALI DEĞİL KURAL İSTİYORUZ KURALA DUR DİYORLAR KURALI AÇIKLAYIN: Başından beri kral değil, kural istiyoruz diyoruz. ‘Kuralı bırak da bir an önce krala izah et’ diyorlar. Bunu özellikle altılı masada hızlı hareket etmeye zorlayarak masayı hata yapmaya zorlama stratejisi olarak görüyorum. İstanbul’u ele geçirme projesine bir bakın hemen, ‘bu sizin içinizdeki bir adaylık çatışması…’ diye bir şey yok. Adayımızı ne zaman açıklayacağımızı ve adayın nerede olacağını defalarca net bir şekilde belirttik. Ama İstanbul’u almak istiyorlar, aday tartışması sürerken muhtemelen Ankara’yı da almak isteyecekler. İlk seçimde seçimi iptal ettiler, yaygara kopardılar, milletimiz çok ağır cevap verdi. İstanbul halkının iradesini gasp etmeye kalkarlarsa bu kez tüm Türkiye’nin çok ağır bir ceza vereceğini düşünüyorum.

YETKİ KAPALI TALİMATLARDIR: Uçum’un (Mehmet Uçum) verdiği yargıya üstü kapalı bir talimattır. Muhtemelen böyle bir şey söyleyerek yumuşatılmaya çalışılan bir talimat. YSK liderinin açıklaması skandaldır. İhsas-ı reydedir. Bir keresinde bir YSK Başkanı böyle konuşuyor, sonra Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili görüşümü ifade edemem diyor, ihsas-ı rey olacak diyor. Burada çok net söylüyorum, altını çizerek ve bir kez daha ifade ederek YSK Başkanı’nın bir gün bile yerinde kalmaması gerektiğini söylüyorum. Aslında YSK’ya güvenmemiştik ve yaşadıklarımızdan dolayı güvenmemekte ne kadar haklı olduğumuz bir kez daha ortaya çıktı. Asıl üzerinde durulması gereken husus, Türkiye’yi parlamenter demokrasiye güvenle taşıyacak olan kişinin Cumhurbaşkanı olmasıdır. Sınırsız yetkilerle seçileceksiniz ve sınırsıza yakın yetkilerinizi kullanarak size verilen bu yetkilerden vazgeçeceksiniz. Türkiye’yi yeni, güçlü, modern, tek kişinin egemen olmadığı, demokratik parlamenter rejime geri taşıyacaksınız. Öncelikle Türkiye’nin aradığı aday böyle biri olmalı. Bu olgunlukla, bu yetkileri bu biçimde kullanacak ve bu ülkeyi yeniden güvenli bir şekilde ileri taşıyacak parlamenter demokrasiden vazgeçebilecek bu bilgeliğe sahip bir kişiyi mutlaka seçmemiz gerekiyor. Bu iş bitti. Tekrar söylüyorum, bu ülkenin 13. Cumhurbaşkanı Altılı Tablo’nun adayı olacaktır. Burada tartılması gereken sorun kendisine verilecek en uygun görevi kimin yapacağıdır.

SEÇİM TARİHİNİN ERKEN SEÇİM OLARAK NİSAN BAŞI ÖNCESİNE GETİRİLMESİNİ DESTEKLİYORUZ: Dün CHP olarak erken seçimle ilgili görüşümüzü açıkladım. Nisan ayı başına kadar açıklanan her seçim tarihini erken seçim olarak görüyor ve destekliyoruz. Ancak Nisan ayının başından sonra getirilecek bir seçim tarihi, açıkça bir siyaset mühendisliğinin devamıdır. Aslında bu tarihten sonra yapılacak seçim erken seçim olmaktan çok uzaktır. Bu bağlamda Cumhurbaşkanının yetkisi var, kendi göbeklerini kesiyorlar, Cumhurbaşkanı Meclisi feshediyor ve sonra seçime gidiyorlar.

HEMEN SEÇİMLERE GİTMEK GEREKLİ OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ: Ülke ne zaman seçime gidecekse biz hazırız. Bir an önce seçime gidilmesi gerektiğini görüyoruz. İktidar artık yönetme kabiliyetini kaybetti, bakın şimdi ne oluyor, kaç ay önce ek bütçe getirdiler, sonra muhtemelen unuttular. Geçen hafta alelacele çok ilgisiz bir heyete Hazine’nin borçlanma limitinin artırılması için bir torba kanun teklifini Sanayi ve Teknoloji Komisyonu’na sundular. Ek bütçe yaparken neden bunu yapmıyorsunuz? Aslında orada açığınızı büyüttünüz, o açıkta borçlanmaya ihtiyaç olduğu belliydi. Ülkeyi tamamen yönetme kabiliyetini tamamen kaybetmiş iş başında bir hükümet var ve bazen Genel Önderimizin söylediklerini kopyalıyor ve bu hükümetin bu süreci daha ileriye götürmesi bu milletin israfıdır.

HEMEN BAŞLAMALILAR: Şu anda Harran Üniversitesi’nde okuyan, aç olduğu için otobüse binen, bayılan ve ardından geçimini sağlayamayacağını bağırarak kendini kanala atmak isteyen bir üniversite öğrencisinden bahsetmiyoruz. Bugün millet öyle büyük bir sıkıntı içindedir ki, geçim sıkıntısı baş göstermiştir. Küçük kız bakımsızlıktan öldü. Bugün devlet bir evin önünde donmak üzere olan bebeği kurtaranları ve bu ülkenin çocuklarını koruyamıyor. Bir an önce gitmeleri lazım, bu bir an önce değişmeli. Böyle giderse bu fatura her geçen gün artıyor.

BU MİLLET UNUTUYOR MU? İktidar ekonomiyi böyle yönetiyor, patlayan boruyu, patlayan lastiği kelepçe takarak yamayarak ekonomiyi olabildiğince seçime götürmek istiyor. Bunları her seferinde yaparak faturayı ağırlaştırıyorsunuz diyoruz, o yüzden bir an önce seçime gidin diyoruz. AKP Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı geçen gün ‘Cari fazla vererek ülkeyi büyüttük’ diyor. Öyle bir şey yok. Baktığınız zaman cari açıkta azalma yok, cari açık arttı. Dış ticaret açığı 100 milyar dolarla rekor kırdı. Ama Cumhurbaşkanı olan AKP Genel Lideri bunun farkında değil. Özetlemek; Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz. Bir hevesle, beyhude bir tartışmayla, ‘faiz enflasyona neden olur’ tartışmasıyla bu millet büyük darbe yedi. Geliri gitti, potu boşaldı. Türkiye dünya enflasyon şampiyonu oldu. İnsanlar bunu unutacak mı? Bu insanlar bu hayat pahalılığını unutabilecekler mi? Geçmişte yaptığım büyük bir hatayı yapmayacağım yani geçmişteki enflasyon kadar enflasyon olmayacak, enflasyon biraz daha az olacak. Olsun ama sonunda vatandaşın elektrik, su, doğalgaz faturaları düşecek mi? İkiye, üçe katlandı, doğalgaz faturası yüzde 162 arttı, insanlar ısınamıyor. Bakın dünyada gıda fiyatları düştü, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden önceki seviyelere geriledi. Ülkemizde yüzde 102 artmaya nasıl devam ediyor? Yönetmeyi bilmedikleri için yönetemiyorlar, yönettiklerini sanıyorlar. Türk lirasının fiyatını ve faiz oranlarını oradan tuttuğumuzu sanıyorlar ama iş diğer yerden patlıyor. Faiz oranlarını düşük tuttuğunuzda ve enflasyon çok yüksek olduğunda, insanlar eline geçen her şeyi tüketiyor. Tükettikçe cari açık büyüyor, dış ticaret açığı büyüyor, enflasyon düşüyor. Bunları hallettiğimizi sanıyorsun. Nasılsa Türkiye bu kışı geçirecek ama milletimiz yediği ayazı unutmuyor.

MERKEZ BANKASI GÜVENİLİR: Dünyaya baktığınızda para politikalarının etkili olabilmesi için merkez bankalarının güvenilir olması birinci şart. Çünkü sonuç olarak merkez bankası hükümetle oturup enflasyon hedefine karar veriyor. Ancak bundan sonra merkez bankası, hükümetten bu amaca ulaşmasını istemeden elindeki araçları kullanabilmelidir. Bugün Türkiye’de yaşananların tam tersini yapmak zorundadır. Bu nedenle merkez bankası liderinin bu bilgi ve iradeye sahip olması son derece değerlidir.

ULUSLAR SİYASİ PARTİLERİ AÇAR, ULUSLAR KAPATIR: İnsanlar siyasi parti açar, insanlar kapatır. Siyasi partilerin mahkeme kararıyla kapatılmasını doğru bulmuyoruz, defalarca dile getirdik. Öyle bir noktaya geldik ki korku hatası cezayı da beraberinde getiriyor. Bu nedenle iktidarın dehşet içinde elinden geleni yapmayacağı kanaatindeyim ama biz muhalefet olarak her türlü teşebbüsü engellemeye ve bu işi sağ salim bitirmeye hazırız.

DEVLET EYT’İ SÜRÜYOR: “Başından beri bu EYT sorununun çözülmesini bekliyoruz. Bir sisteme girdiniz ve o sisteme girdiğinizde ne giyeceğiniz, nasıl giyineceğiniz bunların hepsi mutlaka, sisteme giriyorsunuz ve birden kurallar değişti başka şeyler giyeceksin diyorlar EYT sorunu da yaşam biçimi millet emeklilik sistemine girdiler bir grup kazanılmış hak var ama öyle bir nokta geliyor ki kazanılmış haklar. Burada söz konusu olanın hakkın iadesi olduğuna ve bu bağlamda bu sorunun da bir çare bulunmayacağına inanıyoruz. Ancak görünen o ki iktidar bir karar alamıyor.” sayısını bilmiyoruz, yararlanıcıları tanımıyoruz. Bu ülke Fatih Sultan Mehmet zamanından beri kayıtlarını çok dikkatli tutmuş bir ülkedir. Fatih Sultan Mehmet’in ne yediğine dair kayıtlar var ama EYT’lilerle ilgili kayıt yok. Şu anda EYT’lilerle ilgili bir kayıt yok” onların yapmaya çalıştığı bu işi yokuşa sürmek.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu